BASIN AÇIKLAMASI (26.06.2009)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


T.C
BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI

Biz aşağıda imzası bulunan Baro Başkanları,
Kamuoyunda son günlerde yapılan tartışmalar ve olaylar nedeni ile aşağıdaki açıklamayı yapmayı mesleki görev olarak gördük. Avukatlar “görmezden gelmezler”. Bunu herkesin bilmesini ve kabul etmesini, kabul edemiyorsa da katlanmasını dileriz.
Hukukçular da dahil… Saygılarımızla.

“Bir kimsenin hayatından günlerini, aylarını ya da yıllarını almak için binlerce yol bulabilirsiniz. Ama bir dakikasını iade etmek için bir tek yol bile yoktur.”

Tutuklama bir yargılama önlemidir. Yargılamanın selametle yürütülmesi ve sonunda hükmün infaz edilebilmesi amacına yöneliktir.
Bir kimsenin tutuklanabilmesi için; hakkında suçu işlediğine dair bir kısım belirtiler ve şüphe bulunması yetmez… “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların” da bulunması gerekir…
Bu da yeterli değildir. “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların” yanı sıra : Hakimin tutuklama önlemine başvurabilmesi için;
Ya- Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular olacaktır
Ya da- Şüpheli veya sanığın davranışlarının; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme veya Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyor olması gerekecektir.
Mahkeme tutuklama yada tutuklamanın kaldırılmasının reddine dair kararında kanunda yazılı bu soyut ifadelerle de yetinemez. Somut gerekçeler göstermek zorundadır.
Devletin bunca olanakları, mahkemelerin bunca yetkileri ve sınırsız sayıda adli kontrol önlemleri varken “ben bu insanı hapishanede tutmazsam yargılama sağlıklı yürüyemeyecektir. Mutlaka elimin altında olmalıdır” diyemiyorsanız.. Yine tutuklama kararı verilemez.

Herkes özelliklede hakimler hukuka uygun davranmak zorundadır. Çünkü mülkün temeli olan adalet onların kararlarında vücut bulur. Hukukta “keyfilik” ile “takdir hakkının kullanılmasını” birbirinden ayıran başat ölçüt “hak ve yararların yarışması” ölçütüdür.
Şüphelinin İnsan yaşamı, insanın yaşamını sağlıklı olarak sürdürmek ve/veya sağlığı ile ilgili önlemleri almak gibi hakları ile, bir davada bir sanığın tutuklu kalmasının gerektirdiği kamu yararı arasındaki yarışmada.. Kural olarak yaşam ve sağlık haklarının öncelikli olduğu her türlü tartışmadan uzaktır. Buna bir istisna getiriliyorsa Mahkeme gerekçesini ortaya koymak zorundadır.
Örneğin; bir kanser hastasının neden illa da tutuklu yargılanmak zorunda olduğunun yalnız ve ancak yasal gerekçeleri olur. Hakların yarışmasındaki kural ancak özgürlükler lehine genişletilebilir. Şüpheli de insandır. İnsan sağlığının tutukluluk durumunda yaşamsal olmasa bile “ağır tehdit” altında olması Mahkemenin resen harekete geçmesini gerektirir. “Yaşamsal risk” gibi hak ve özgürlükleri olağanüstü sınırlayan yeni ölçütler “icat etmek” Mahkemelerin yetkisinde değildir. Keyfilik herkese yasaktır. Mahkemelere de yasaktır.
Daha üzüntü verici olanı ise Mahkemenin bir kısım güçlerin, baskı guruplarının etkisinde kalmasıdır. Örneğin; Hasta tutuklular hakkında verdiği kararlara karşı gösterilen sosyo-politik tepkilerin etkisinde kalmasıdır. Unutulmasın “mahkeme kapısından içeri kamuoyu girerse, adalet dışarı çıkar”
Ve hakim vicdanlarda ve tarih önünde sorumlu olur..
Yine unutulmasın ki "hakîm, fehîm, müstekîm ve emîn, mekîn, metîn olmalıdır."
Ve Türk hakimleri bu tanımdan fazlası ..”Hakla, nasfetle, basiretle ve cesaretle” karar verirler.. Siyasetle asla!...

Aydın Baro Başkanı
Av. Sümer GERMEN
Isparta Baro Başkanı
Av. Gamze BUDAK
 
 
Balıkesir Baro Başkanı
Av. Muzaffer MAVUK
İzmir Baro Başkanı
Av. Özdemir SÖKMEN
 
 
Bursa Baro Başkanı
Av. Zeki KAHRAMAN
Manisa Baro Başkanı
Av. Fadıl ÜNAL
 
 
Çanakkale Baro Başkanı
Av. Tülay ÖMERCİOĞLU
Muğla Baro Başkanı
Av. Mustafa İlker GÜRKAN
 
 
Çorum Baro Başkanı
Av. Mahmut BAYATLI
Samsun Baro Başkanı
Av. Necat ANIL
 
 
Denizli Baro Başkanı
Av. Adil DEMİR
Sinop Baro Başkanı
Av. Ali Galip ERGÜL
 
 
Edirne Baro Başkanı
Av. Faruk SEZER
Uşak Baro Başkanı
Av. Rıza ALBAY

 

Baro Başkanımız Av. Zeki Kahraman Bursa Tabip Odası tarafından yapılan aşağıdaki açıklamaya destek vermiş ve hukuki bakımdan değerlendirme yapmıştır.

 


 

 

Bursa Tabip Odası'nın Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran ile ilgili Basın Açıklaması

yurtkuran2PROF.DR. MUSTAFA YURTKURAN’IN SAĞLIK SORUNLARI SON DERECE CİDDİDİR; TUTUKLULUK DURUMU BİR CEZAYA HATTA BİR İNFAZA DÖNÜŞMEMELİDİR!

Öncelikle ifade etmek isteriz ki derdimiz sürmekte olan bir dava süreci ile ilgili bir değerlendirme yapmak değildir.  Üyemiz Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran hangi nedenlerle suçlanmaktadır ve niçin tutuklu yargılanmaktadır bunu da anlamakta zorluk çekiyoruz. Ancak yargı sürecini bizlerde takip etmeye devam edeceğiz.

Derdimiz tıbbi, hukuki, insani olarak yaşanmakta olan olumsuz duruma bir an önce son verilmesi için girişimde bulunmaktır. Bu amaçla bugün itibariyle yeni bir Kuddisi OKKIR, Prof.Dr. Türkan SAYLAN tablosu yaşanmaması için Bursa Tabip Odası olarak Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına Türk Tabipleri Birliği aracılığı ile başvuru yapmış bulunmaktayız. Üyemiz Prof.Dr.Mustafa Yurtkuran’ın sağlık sorunlarını içeren bir dosyayı ve tedavisinin gerçekleştirilebilmesi için kolaylık sağlanmasını talep eden bir dosyayı ilgili Bakanlıklara iletmiş bulunmaktayız. Bakanlığa başvurumuz da şunları ifade ettik;

Sayın Bakan,

13 Nisan 2009 tarihinde evinde yapılan aramanın bitiminde gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran’ın eşi Prof. Dr. Merih Yurtkuran Bursa Tabip Odamız aracılığıyla Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’ne ekli dilekçeyi vermiştir.

Konunun önemi göz önüne alınarak, arzu edilmeyen durumlarla karşılaşmamak için gerekli değerlendirmenin ve girişimlerin hızla yapılarak tarafımıza iletileceği düşüncesiyle, saygılar sunarız.

Ortada çok ciddi bir tıbbi sorun vardır. Çünkü Prof.Dr. Mustafa Yurtkuran’ın sağ kalp damarları “hayati tehlike yaratacak” düzeyde tıkalıdır ve bir an önce bay-pass yapılması ihtiyacı vardır. Yine kanser nedeniyle daha önce geçirdiği cerrahi operasyonun devamı olarak radyoterapi yapılması gerekmektedir ve bu tedavi gecikmektedir. Bu tedavilerinin tutukluluk durumunda yapılması mümkün görünmemektedir. Sağlık durumu “gereken ilaçlarını vermekteyiz” türünden gerekçelerle ifade edilemeyecek kadar ciddidir.

Ortada çok ciddi hukuki bir sorun vardır. Tutuklama geçici bir tedbirdir ve yargılamanın tutuksuz olarak devam etmesi mümkünken sağlık durumu gözönüne alındığında bu tutukluluk hali bir nevi cezalandırmaya hatta gelişecek bir olumsuzluk nedeniyle de infaza dönüşebilecektir. Uluslararası hukuk normlarına göre bu durumu anlamamız mümkün değildir.

Ortada çok ciddi insani bir sorun vardır. Binlerce tıp doktoru, yüzlerce uzman hekim yetiştirmiş, 8 yıl Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü yapmış; Uludağ Üniversitesine ve kentimize hizmet etmiş bir bilim insanının tıbbi tedavi imkânlarından tutukluluğu nedeniyle mahrum bırakılmasını anlamak mümkün değildir.

Bursa Tabip Odası olarak tüm hekimler adına talep ediyoruz Prof.Dr. Mustafa Yurtkuran’ın sağlığının daha da bozulmasına neden olacak koşullar bir an önce düzeltilmeli ve tutukluluğu sonlandırılarak gerek bay-pass cerrahisi açısından gerekse de henüz başlamamış radyoterapisinin bir an önce başlayabilmesi açısından uygun koşullar yaratılmalıdır. Oluşacak olumsuz bir gelişme kamu vicdani ve hekim vicdanında derin yaralar açacak ve bu koşulları yaratanlar ve sürdürenler sorumlu olacaktır, unutulmayacaktır.

Kamuoyu ile saygıyla paylaşırız.

Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına

Dr. Bülent Aslanhan

 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23